"Yürek Felsefesi"!









Önce Güngören’de yürekler parçalandı; sonra Konya’da. Ne ilginç, ikisinde de ölü sayısı aynıydı.
İkisinde de bir patlamayla gerçekleşti yürek yakan facia. Birisi masum ve mütevazı insanların mahallesiydi; diğeri masum kız çocuklarının Kur’an kursu. İkisinde de lanet olası bir patlama oldu ve yüreğimizin mihrabı çöktü. Aslında iki patlamada masumiyete yönelmiş bir kör saldırıydı; amaçsız, ilkesiz ve vicdansız. Birinde hedefsiz bir hasta hissiyatı tatmin uğruna patlatıldı bombalar, diğerinde üç beş kuruşluk hırsızlık uğruna patladı çürük kurs binası. İki çuval çimento, bir araba kum, elli kilo demir çalarak

“Nasıl olsa burası Kur’an kursu, Allah korur bunları” diyen zalimin sebep olduğu katliam. Oysa, işte önümde dinimizin kitabı Kur’an-ı Kerim. İşte Yüce Allah’ın ayetleri, emirleri; apaçık emirleri: Bakara 188, Nisa 28, 31; Maide 38, 39. İşte ölçü ve tartıda dürüst davranmanın önemine işaret eden En’am 152, Araf 85, Rahman 7-9. Ne diyor bu ayetler? İşini iyi yap, hırsızlık yapma, kul hakkı yeme, ölçüde ve tartıda dürüst ol. Ve bizi yaratan büyük Allah, bu emirlere riayet edenlere mükafatlarını, etmeyenlere cezalarını da açıkça belirtiyor kitabında. Gerçek din bu işte. Peki, o masum çocukların üzerine yıkılan binayı yapan kim? Ben tanıyorum o iblisi. Müslümanların arasına bir kanser hücresi gibi girmiş ve siyasilerin açtığı kapıdan sülük gibi beslenen bir yaratık o.
***


İşte bu nedenle, doğduğum şehirde meydana gelen bu faciayla kafam karmakarışık iken “Yürek Felsefesi” geçti elime. Reyhan Gazel adlı genç bir kadının yazdığı kısa denemeler. Kısa ama her bir deneme sessizce kana karışıyor ve sonra ılık ılık önce yüreğimizin bütün dokularına sirayet ediyor. Bununla yetinmiyor; oradan beynimize, hareket ve karar merkezimize uzun bir yolculuğa çıkıyor. Bir idrak yolculuğu yaptırıyor insana Reyhan Gazel. Varlığımızı, sorumluluklarımızı, insanlığımızı idrak ettiren bir uzun yolculuk. Bir nefeste okunacak gibi değil “Yürek Felsefesi.”

Hakikaten hem okurken varlığımızın gerekçelerine müdrik olmanın zevkini yaşatıyor hem de içine soktuğu duygu ve düşünce anaforunda yoruyor insanı. Çünkü denemelerini insanı insan yapan büyük fikirlerle bezemiş yazar. Ve biz biliyoruz ki, büyük fikirleri idrak büyük zihinsel ve duygusal mesailer gerektiriyor. Zaten o nedenle insanlar çoğaldıkça insanlık azalıyor.

***

Kitap bittiğinde elimde olmayarak Güngören’i düşündüm, Konya faciasını düşündüm. Reyhan Gazel sanki bütün bu insanlık dışı olaylara felsefi bir hissedişle isyan ediyor. Bu isyanı insanca bir hayatın kavramlarını felsefe hamurunda yoğurarak üretiyor. Sanki yukarıdaki Kur’an ayetlerini herkesin anlayabileceği bir dile tercüme ediyor. Tıpkı kendi özel hayatına yapışmış devasa sorunlarından insanlık adına verimli formülasyonlar üretmesi gibi. “Bu genç kadını bu kadar derin ve bu kadar kuşatıcı kavramlarla konuşturan nedir” diye düşündüm ve kitabında adresini gördüğüm sitesine girdim. Her şeyi anladım birden. O bilgeliği ateşleyen hayatı gördüm. Fedakâr bir anneyi gördüm. Can parçası engelli bir evlat gördüm. Adanmış bir eş gördüm. Sadece kendi engelli evladı Aral’a değil bu ülkenin tüm engelli çocuklarına kendi varlığını adamış güzel bir Cumhuriyet kadını gördüm.


İşte şimdi anladım “Yürek Felsefesi”ni yazan o derin hissedişin, o riyasız ve yalansız yüreğin kim olduğunu, nasıl biri olduğunu. Yürek Felsefesi’ni yazan bir kalem bu organik bilgeliği büyük acılarla büyük sevgilerin birlikteliğinden alabilir ancak. Acıyla beslenmiş sevgiler bedeli ödenmiş sevgilerdir ve sevgilerin en değerlisidir. Reyhan Gazel’in kitabı “en değerli sevgiler”in diliyle yazılmış bir kitap. Bedeli sonuna kadar ödenmiş ve hak edilmiş bir sevginin felsefeleşmesi. Tebrik ederim seni Reyhan Gazel, bana yaşattığın idrak zevkinden dolayı. Hayatı bana sevdirdiğin için.

Not: Reyhan Gazel’in sitesini görmek isteyenler için:
http://www.reyhangazel.com/

Olay Gazetesi 07.08.2008

Hüseyin Kocabıyık